Türkiye Rus S-400 füze sisteminden vaz mı geçiyor? – Sinan Ciddi | FDD

Erdoğan muhtemelen Putin’in siyasi olarak zayıfladığını ve Türkiye’deki seçim sonrası iklimin S-400’lerden nihayet vazgeçmesine izin verebileceğini hesaplıyor. Ancak, ABD’nin Erdoğan’ın Türkiye’yi yeniden Batı’ya bağladığını düşünecek kadar gözü boyanmamalı.

Sinan Ciddi tarafından 29 Mart 2023 tarihinde Foundation for Defence of Democracies için kaleme alınan makeleye buradan erişilebilir.

Türkiye’nin 2019 yılında (ABD veya NATO üretimi muadillerinin yerine) Rus üretimi S-400 füze hava savunma sistemini satın alması, sadece Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasına değil, aynı zamanda ABD yaptırımlarının uygulanmasına da neden oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan uluslararası eleştirileri bir kenara iterek S-400’ü “tamamlanmış bir anlaşma” olarak nitelendirdi. Söz konusu anlaşma Ankara’nın Batı ile ilişkilerini olumsuz etkiledi ve Türkiye’nin ABD’den F-35’e alternatif platformlar, yani F-16 almasını engelledi.

Ancak Türkiye’nin önde gelen savunma üreticisi Aselsan’ın başkanı Haluk Görgün geçtiğimiz günlerde “Biz hava savunma sistemleri yapıyoruz. Bizim S-300’lere, S-400’lere ihtiyacımız yok” dedi. Erdoğan’a yakın önde gelen bir savunma üreticisinin Erdoğan yanlısı önde gelen bir gazetede yayınlanan böyle bir açıklama yapması, Türkiye’nin niyetinin sinyalini veriyor olabileceğini düşündürüyor. Eğer öyleyse, bunun Türkiye’de 15 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin ardından gerçekleşmesi muhtemeldir.

Erdoğan’ın iktidarını koruyacağını varsayarsak, Washington ile yakınlaşmak istediğini ABD’li yetkililere çoktan bildirmiş bulunuyor.

Bu niyet, Ankara’nın Washington Büyükelçisi tarafından kısa süre önce yayınlanan bir görüş yazısıyla da açıkça ortaya kondu. Daha da önemlisi, Erdoğan’ın sözcüsü kısa süre önce Washington’a bir ziyaret gerçekleştirerek Erdoğan’ın üçüncü cumhurbaşkanlığı döneminde Washington ve Ankara’nın birlikte çalışabileceği tüm alanların ana hatlarını çizmeye çalıştı. Bu bağlamda, Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmesi önemli bir jest olabilir. Washington ve Ankara’yı karşı karşıya getiren uzun listede S-400’ler en üst sırada yer alıyor. Erdoğan’ın umudu, böyle bir jestin Kongre’nin Türkiye’ye F-16 satışına yönelik itirazların kaldırılması ve yaptırımları sonlandırılması yönünde.

Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın geçtiğimiz günlerde ABD Senatosu’na Türkiye’nin “zor bir müttefik” olduğunu söylemesi, yönetimin Türkiye’ye yeni savaş uçakları satmak istediğine dair tutumunu büyük ölçüde yansıtıyor.

Ancak Amerika’nın Ankara’ya yönelik şikâyet listesi uzun ve tek bir jest yeterli olmayabilir. Türkiye NATO içinde oyun bozucu olmaya devam ediyor. Kısa süre önce Finlandiya’nın NATO üyeliği başvurusunu onaylamasına rağmen İsveç’i hala engelliyor. Erdoğan Avrupa’da, Doğu Akdeniz’deki deniz sınırları konusunda Yunanistan ve Kıbrıs’a karşı kavgacı ve düşmanca tutumunu sürdürüyor. Suriye’de Türk ordusu, İslam Devleti’ne karşı ortak mücadele eden Suriye Demokratik Güçleri ve ABD ordusunun güvenliğini her gün tehdit ediyor.

Bu durum İsrail, Mısır, Körfez ve Suudi Arabistan örneklerinde de görülüyor. Ankara’nın izolasyonunu aşma umuduyla söz konusu ülkelere yönelik politika değişikliği sinyalleri vererek bölgesel liderlerle yeni bir sayfa açmaya çalışıyor. Ancak, verdiği sinyaller esaslı bağları yeniden inşa etmek için yeterli olmayabilir. Örneğin İsrail ile büyükelçilik düzeyinde diplomatik temsil yeniden tesis edilmiş olsa da Erdoğan İsrail’in kilit bir talebini yerine getirmekte yetersiz kalıyor: Hamas’ın Türkiye’den çıkarılması.

ABD ile ilişkiler anlaşılır bir şekilde Erdoğan’ın listesinde üst sıralarda yer alıyor. Erdoğan muhtemelen Putin’in siyasi olarak zayıfladığını ve Türkiye’deki seçim sonrası iklimin S-400’lerden nihayet vazgeçmesine izin verebileceğini hesaplıyor. Ancak, ABD’nin Erdoğan’ın Türkiye’yi yeniden Batı’ya bağladığını düşünecek kadar gözü boyanmamalı. F-16’lar Ankara’ya satılmadan önce Ankara’nın yerine getirmesi gereken daha pek çok talep var. Erdoğan’ın önüne uzun bir talep listesi koymanın onu caydırabileceği ve kızdırabileceği, F-16’ları alamaması durumunda da alımı yapmak için başka ülkelere -muhtemelen rakiplerine- yönelebileceği ileri sürülebilir.

Muhalefetin adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanması halinde ise, Erdoğan’ın yukarıda tartışılan ve zor durumdaki müttefikleri bölen pek çok politikasını geri alabileceği unutulmamalıdır.

Sinan Ciddi, Demokrasileri Savunma Vakfı’nda (Foundation for Defense of Democracies – FDD: Washington DC merkezli, ulusal güvenlik ve dış politikaya odaklanan bir araştırma enstitüsü) kıdemli araştırmacı olarak görev yapmakta ve FDD’nin Türkiye Programı ile Askeri ve Siyasi Güç Merkezi’ne (CMPP) katkıda bulunmaktadır. Aynı zamanda Command and Staff College-Marine Corps University ve Georgetown University School of Foreign Service’de Güvenlik Çalışmaları Doçenti olarak görev yapmaktadır.

Yazı işleri departmanı

İlgili Makaleler


Son makaleler